eğer hayatı uykusuz yaşamaya başlayanlardansan dertleri uyuyarak atanların olduğu yere hoşgeldin.
yazın ilk ayının son demlerinde öğrendim tıklım tıklım yalnızlığı
yaşamak uzunca bir yolda değişik viteslerde ilerlemek sanırım. ve diğer koltuklarda oturanlar hep değişmekte.
onlar yolcuysa ben yollumuyum diye kendime sormadan ve tebessüm etmeden duramadım.
bilinçli tebessümlerimde mutluluk bulmaya çalışıyorum. sanırım allah belamı verdi.
allah kahretsin diye bir bedduamız var ağızlara sakız. yıllardır bunaldığımda kullanırım ama
kahır ne demek hiç sorgulamamıştım.
dün gece kahırı iliklerinde yaşayan bir adam için artık gerekde yok sorgulamalara ve soru sormalara.
“kimse kimseyi sevmiyor” çok klişe olsada “sakla samanı gelir zamanı” kadar gerçek.
ömrümün en uzun gecelerinden biri daha gündüzü buldu. “bulmasaydı iyi mi olurdu” sorumun cevabını ölene kadar alamayacak olmam
benim gibi meraklı bir adam için ayrı bir sıkıntı.
geriye dönüp güzel anıları düşünmek yaşlı bir adamın gençlik fotoğraflarına bakmak kadar farazi.
bencilliklerde artniyet aramamak altına sıçmak kadar rahatsız edici.
bugün bir haziran günü. tıpkı dün ve yarın gibi.
senin bir anlık yokluğun sayesinde aslında var zannettiklerimin yokluğunuda farketmek çifte kavrulmuş bir lezzet.
tüm artık dili tad almayanların tatması gereken kıvamda.
“hiçbir yalan yokki bir insan kadar yaşasın, hiçbir yalan yoktur ki anlaşılmasın” demiş amcam
o kadar haklısın ki amca senin ben amınakoim.
sanırım en güzeli en çirkin ve korkuncuna sığınmak.
bugünlük bu kadar, yarınlık ve sonralık da bu.
rüyada mı dünyada mı olduğumuzu anlamanın bir yolunu bulmalı.

0 yorum:
Yorum Gönder